Bilgi ve Rezervasyon için : +90 242 606 03 89

SİDE HAKKINDA

 

SİDE HAKKINDA

Antalya ili, Manavgat İlçesi, Side Beldesinde, Antalya İl merkezine 75 km. mesafededir. Antik kent kuzeydoğu-güneybatı doğrultusunda 400 m. genişliğinde, 1 km. uzunluğunda bir yarımada üzerinde kurulmuştur. Side’nin M.Ö. 1. Bin öncesine ait buluntu şimdilik ele geçmemiştir. Kenttin M.S 2.yy’a kadar kullanılan kendi dili ve yazısı bulunmaktaydı.Antik kent kazılarında elegeçen üç adet Sidece yazıt müzede sergilenmektedir.

Liman yakınında adlarına yan yana birer tapınak inşa edilen, sikkeler üzerinde tasvirlerine yer verilen Apollon ve Athena kentin en önemli tanrılarıydı. Sikkeler üzerinde Athena narla birlikte tasvir edilmiştir. Kentte ele geçen en eski buluntu Geç Hitit dönemine ait bazalt bir sunu kabıdır. Nar anlamına gelen “Side” ismini Anadolu’nun en eski halkının dili olan Luviceden almıştır. Nar Anadolulu bir tanrıça olan bereket tanrıçası Kybele’nin simgesidir. Yakın zamanlarda kentte bir Kybele heykelciği de bulunmuştur.

M.Ö. 6. Yüzyıldan itibaren sırasıyla Lidya, Pers (M.Ö. 547) ve Helenistik krallıkların (M.Ö.330) hakimiyetine giren kent, M.Ö. 67 yılından itibaren Roma himayesine girmiştir. M.Ö. 5. yüzyıldan itibaren sürekli kendi parasını basan, M.S. 2. yüzyılda bile dili ve yazısını muhafaza eden kent, her dönemde özgün yapısını korumayı başarmıştır. M.S. 4. yüzyıldan itibaren dağlardan gelen işgalci akınlarla zayıflamıştır. M.S. 395 yılında Roma imparatorluğunun ikiye ayrılmasıyla Doğu Roma ( Bizans ) sınırları içinde kalan kent M.S. 5-6. Yüzyıllarda yeniden canlanmış ve Doğu Pamfilyanın piskoposluk merkezi haline gelmiştir.

M.S. 7. yüzyıldan itibaren Arap akınları, Rodos, Venedik, Ceneviz korsanlarının talanları ve Kıbrıs krallarının saldırıları ile Haçlı Seferleri sırasındaki yağmalarla zayıflayan kent; 12. yüzyıldan’ dan itibaren tamamen ter edilmiş ve yerli halk Antalya’ya göç etmiştir.

12. yüyıldan itibaren Alanya ile birlikte Selçuklu hakimiyetine giren kent; Selçuklu İmparatoluğunun zayıflaması ile birlikte Tekeoğullarına bağlı, Hamitoğulları, Karamanoğulları, İlhanlılar, Kıbrıs Kralları ve Mısır Kölemenleri arasında el değiştiren kent, 1462 yılından itibaren Osmanlı Devleti’nin Karamanoğulları Beyliğini ortadan kaldırmasıyla birlikte tamamen Osmanlı egemenliği altına girmiştir. 1890’ lı yıllarda Girit’ten getirilen göçmenler tarafından Selimiye adı altında bir köy kurulmuştur.

Side’yi Helenleştirmek için bir de efsane uydurulur ve bir Helen kızının adı verilir. Tauros ve Kimolos’un kızıdır denir Side’ye. Efsaneye göre tabiat ve bereket tanrıçası Side, bir gün küçük kızını yanına alarak Nympheler ile (Su perileri) birlikte çiçek toplayıp, çelenkler yapmak için Melas (Manavgat) ırmağı vadisine gitmişti. Nympheler ile şarkı söyleyip dans ederek çiçek toplayan Side, birden ince dallı parlak yapraklı ve rengarenk çiçekli bir ağaç görür ve küçük kızına vermek için bu ağacın bir dalını koparır. Koparır koparmaz birden daldan kan damlamaya başlar.

O anda Side, bu ağacın aslında kendisini kovalayan kötü insanlardan kaçmak için ağaç biçimi almış bir Nymphe olduğunu anlar. O anda öyle üzülüp, öyle korkar ki hemen oradan uzaklaşmak istediğinde ayaklarının yere çakılıp toprağa gömüldüğünü ve bu yüzden kıpırdayamadığını görür.

O anda ayaklarından başlayarak gövdesi ince bir kabuk bağlamaya ve ağaç biçimini almaya başlar. Gördükleri duruma çok üzülen Nymheler ağlamaya başlar ve gözyaşları ile Side’nin taze köklerini ıslatırlar. Side ise yaptığının büyük hata olduğunu söyleyerek Nymhelere “Ben bundan sonra kan rengi zengin meyvemle tabiat, yaşam ve bereketin sembolü olacağım kızımıda sık sık buraya getirin ki gölgemde oynasın. Ve ona söyleyin sakın ola hiç çiçek koparmasın ve hiç bir ağaca zarar vermesin. Belki her çiçek ve her bir ağaç biçim değiştirmiş bir tanrıdır” der. Bu gün, Side Yarımadası’nda bir kısmı kesilerek yok olmasına rağmen Nar (Side) ağaçları bulunmaktadır.

TİYATRO

Anıtsal kapıdan girdikten sonra tüm görkemi ile Side’ye gelen ziyaretçileri karşılayan tiyatro, şehir merkezinde ve yarımadanın en dar noktasında yer almaktadır. Tiyatro Pamfilya’nın değil, tüm Anadolu’nun en büyük tiyatroları arasında yer almaktadır. Side Tiyatrosu’nu diğer tiyatrolardan ayıran bir başka özellik yamaca yerleştirilmemiş, üzeri tonoz kemerlerle örtülü çeşitli mekan ve koridorlardan meydana gelen dıştan 20m. yükseklikte iki katlı galeri ile çevrili bir alt yapı üzerine oturmuş olmasıdır. M.S.II.yy.’ın ortalarında yapılmıştır. Ancak yapılan kazılarda tiyatronun daha erken dönemine ait izlere rastlanmıştır. Yüzyıllar boyunca kullanılan Tiyatro M.S.III.yy.’da orkestra meydanını çeviren taş kaide ve en alt oturma sıraları üzerine 1.50m. yükseklikte devşirme kesme taşlardan yapılmış bir duvar oluşturulmuştur ki bu da bize tiyatronun bu dönemde arena olarak kullanıldığını göstermektedir. M.S.IV.yy.’da şehir sur duvarıyla ikiye bölünmesiyle sahne binası sur duvarı olarak kullanılmıştır. M.S.V.-VI.yy.’da Side Piskoposluk Merkezi olarak son refah çağını yaşadığı sürede açık hava kilisesi olarak kullanılmıştır. Bizans Dönemi’nde de restorasyon geçiren tiyatronun günümüzde, T.C Kültür ve Turizm Bakanlığı tarafından büyük bir hızla kazı ve restorasyonu sürdürülmektedir.

APOLLON VE ATHENA TAPINAĞI

Side Yarımadası’nın güney ucunda limanın doğusunda Apollon ve Athena tapınağı yer almaktadır. Bu gün Bizans Dönemi’nden kalan bazalikanın avlusundadır. Tapınaklar üst yüzeyi yontularak teras haline getirilmiş konglamera tabakası üzerine oturmaktadır. Ön tarafında altı yanlarda on bir sütunla çevrili peripteral bir tapınaktır. Side’nin bu iki büyük tapınağı, şehrin iki büyük tanrısı Apollon ve Athena’ya ait olduğu sikkeler üzerindeki betimlemelerden anlaşılmaktadır. Büyük olan tapınak şehrin baş tanrıçası olan Athena’ya, küçük olanı ise Apollona ait olmalıydı. Çünkü sikkeler üzerinde Apollon küçük tapınağın önünde ayakta durmakta Athena ise büyük tapınağın maketini elinde tutmaktadır. Tapınakların her ikisinin de yapımı aynı tarihlerde Side’nin ikinci parlak döneminde M.S.II.yy.’da yapılmıştır.

ÇEŞME

Şehir surunun dışında, anıtsal kapının karşısında yer alan çeşme M.S.2.yy.’ın ortalarında yapılmıştır. Antik kentin giriş kapısının hemen önünde yer almaktadır. Duvarların içerisine oyulmuş yarım yuvarlak üzeri kubbeyle örtülü 3 hücreden oluşmaktadır. Duvarın hemen önünde yer alan bir havuz vardır. Yan kısımlarında duvarlar ve hemen ön tarafında ise kurnaların aralarına yerleştirilmiş kabartmalı levhalardan oluşan bir korkuluk duvarı yer almaktadır. Havuzun önünde yer alan meydana üç tarafından basamaklarla çıkılmaktadır. Kenarlarda bulunan taş banklar günümüze kadar gelmiş ve dinlenme amaçlıdır. Yapının cephesinde üç katlı dekoratif amaçlı sütunlar, balık ve medusa başları ile süslü tavan levhaları, her hücrede sütunlar arasında çörtenler, altta geniş bir akantus yaprağı, yanlarda ise kabartma halinde yunus balıkları ile süslüdür. Çeşmede su haznesinin olmaması suyun yakınlarda kurşun borularla çeşmeye aktarıldığını göstermektedir. Pamfilya’nın ve tüm Anadolu’nun en görkemli çeşmesi olan Side Çeşmesi’nin çok yakın benzeri İtalya’da Septimius Severus zamanında yapılan çeşmedir. Tarih olarak erken olması nedeniyle Side Çeşmesi öncü olmalıdır.

Side gezi tavsiyesi; Öncelikle şehrin simge noktalarından Side Antik Kenti için geniş bir zaman ayırmanızı öneriyoruz çünkü burada tarihe ve mimari konulara meraklı olanlar için dikkat edilmesi gereken pek çok nokta bulunuyor. Bölgedeki antik kentlerden toplanan pek çok eserin sergilendiği Side Müzesi de es geçilmemesi gereken yerlerden. Side’deki tarihi ve turistik bütün görülmesi gereken yerleri incelemek için dilerseniz Side gezilecek yerler yazımıza göz gezdirebilirsiniz.